h1

İstanbul

29/05/2011

        Hz. Peygamberimiz Efendimiz aleyhisselât-u ve’s-selâm İstanbul’un fethini ashâbına anlatıp buyurdu ki: “İstanbul mutlaka feth olunacaktır. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan, onun askerleri ne mübarek askerlerdir.” diye müjdelemiştir. (El-müsned Ahmed bin Hanbel c/4. sf: 335. Camiu’s-Sağir. c/2 Sf: 104)

         Hicrî 52. Yılda Muaviye oğlu Yezid kumandasındaki müslümanlar bu müjdeye nail olmak için İstanbul’a doğru yola çıktılar. İslam ordusunun içerisinde uzun bir yolculuk yapan Hz. Ebû Eyyûb el-Ensârı (r.a)  yaşının çok ilerlemesinden dolayı İstanbul’a yaklaştıkları bir sırada hastalanmış, Yezid’e, “Öldüğü takdirde cenazesinin hemen gömülmeyerek ordunun varacağı en ileri noktaya kadar götürülmesini ve o yerde gömülmesini” vasiyyet etmişti. Hz. Ebû Eyyûb el-Ensârı (r.a) Hazretleri şehit olunca, şu an Eyup Sultan olarak bilinen ve türbesinin de bulunduğu mübarek yere defnedilir.

         İstanbul, sahabe devrinden başlamak üzere defalarca muhâsara edilmiş ve nihâyet bu Güzel şehir 29 Mayıs 1453 Salı günü, henüz 21 yaşındaki genç kumandan Fatih Sultan Mehmed Han Hazretleri ve şanlı ordusu tarafından fethedilmiştir. Allah onlardan razı olsun

 (Mekanları cennet, makamları cennette en yüksek yer olsun inşallah)

Ortasından deniz geçen dünyanın tek şehri Canım İstanbul; Sen gönüllerde yar başlarda taçsın. Hz. Eyyup El-Ensari (r.a)’ ın duası gibi, tek dileğim var. “Ölünce bedenim topraklarında kalsın

h1

Gün Batımı

26/05/2011

          Akşam vakti gelip de güneş batınca bu his yolu, şu duygu yolu kapanır da gayb aleminin kapısı açılır ve insan ötelerden gelen duygulara aşina olur. Çoban nasıl sürüsünü önüne katar da güderse, uyku meleği de ruhları önüne katar, gütmeğe başlar. Onları mekansızlık alemine sürer. Ruhanî çayırlığa götürür. Orada onlara ne manevî şehirler, ne manevî bahçeler seyrettirir.

          Uyku üstünde yaşadığımız şu yeryüzünün nakşını, süretini insanın gönlünden silince gökyüzünün kapısı açılır. Ruh orada nice nice süretler, nice nice acayip adamlar görür. Sanki can hep orada yaşıyormuş, orada oturuyormuş gibi bu alemi asla hatırlamaz. Bu dünyaya ait derdi, elemi de kalmaz. Burada üstüne titrediği malının, mülkünün derdinden kurtulur da, onlar aklına bile gelmez. Gamı da kalmaz, kederi de..

Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi (k.s.) Divan-ı Kebir c II, 943

Bir ince iştir yaşamak dediğimiz. Bize yürümek düşer. Yol olur yeryüzü yürümesini bilene. Yeter ki edepli olsun duruşumuz, özlemli olsun yürüyüşümüz. Gayemiz olsun, hedefimiz olsun, vefamız olsun. Vuralım kendimizi yollara. İmdada sesimiz olsun. Dara uzansın ellerimiz, zora dayansın bileğimiz. Olurda sürçerse ayağımız; Dayandığımız, güvendiğimiz her daim Rabbimiz ALLAH olsun.

 ”Rabbi yessir vela tuassir Rabbi temmim bi’l-hayr; Rabbim! kolaylastır zorlastırma, Rabbim hayırla sonuçlandır.”

h1

Sevgi Çiçeği

08/05/2011

          Canım Anneciğim; Seni çok ama çok seviyorum.

         Babamla evlenip kurdunuz yuva, kavuşturdu Rabbim sizi birkaç çocuğa, benim için katlandın nice zorluğa, ölüm acısını çektin anne.

          Ne zahmetle doğurdun beni, uyutup da beşiğe koyardın beni, canından da fazla severdin beni, uykusuz kalarak büyüttün anne.

         Dokuz ay götürüp beni emzirdin, kucağına alıp zevkle dindirdin, bilmediklerimi bana bildirdin, çok zahmetle büyüttün anne.

         Yazın sıcaklarda bahçede bağda, rüzgarda yağmurda soğuk havada, Fundalıkta çalılıkta birçok ağaçta, salıncaklar kurup salladın anne.

          Eller konuşur ben bakar iken, konuşmasını bilmez kekeler iken, yerlerde sürünüp apalar iken, elimden tutup yürüttün anne.

Canım Anneciğim; Dünyanın bütün gülleri ve çiçekleri sana armağan olsun

“Ey güzel Allah’ım, annem ve babam küçükken beni acıyarak nasıl zorluklarla büyüttüler ise, sen de onları öylece acı, onları bağışla, dünyada ve ahirette onlara merhamet et.” (İsra Suresi 24)

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.